Prag

ÇEK – PRAG

Nâzım Hikmet’in yayımlanmamış şiirlerinden;

“.. yağmurlar içindeydi Prag,
bir gölün dibinde gümüş kakma bir sandıktı,
kapağını açtım.
içinde genç bir kadın uyuyor,
camdan kuşların arasında..”

ne de güzel betimlemiş Nâzım, “Saman Sarısı”; dizelerinde, aşkın ve romantizmin büyüsüne kapılarak..

Paris’den yola çıkarak Almanya üzerinden yorucu bir araba yolculuğu (900 Km) sonunda Prag’a  vardık. Hemen otel aramaya başladık burada neyle karşılaşacağımızı bilmediğimizden oteli önceden rezervasyon yapmadık. Neredeyse prag daki  insanların hepsi Almanca konuşuyor ve anlıyorlardı o yüzden hiç zorlanmadan kendmize hem uygun, hemde güzel bir otel bulduk. O geceyi otelde dinlenerek geçirdik ve ertesi günün planlarını yapmak üzere resepsiyondan aldığımız şehir haritasını inceledik.

Çek Cumhuriyeti’nin değil, bütün bir dünya kültürünün en seçkin miraslarından biri olan Prag (ki 1992 yılında kentin merkezi Birleşmiş Milletler’in “Dünya Mirasları” arasındaki yerini aldı), biraz tarih biraz da efsanedir aslında. Biraz edebiyat, biraz da müzik.. Şehir tam bir müze gibi. Rus işgali sırasında düşman askerleri şehre girdiğinde kıyamamışlar kurşun atmaya, bombalamaya. Çünkü insanın dünyada en son zarar vermeyi düşündüğü yer olsa gerek Prag; muhteşem güzelliği karşısında…

Gotik ve barok yükseltilerin göze çarptığı kentteki binaların cephelerinde yeni sanatın yanı sıra, kübist yapıların da bulunması kentte uzun periyotlarla Saksonlar, İsveçliler, Almanlar ve Ruslar’ın hüküm sürmüş olmasından kaynaklanıyor. Bir zamanlar Kutsal Roma İmparatorluğu’nun merkezi olması ve diğer tarafta Habsburgs kalesiyle Prag; politika, kültür ve ekonomi alanlarında ünlü bir merkez haline gelmiş. Kentte bulunan tarihi binalar buranın “Yüz Ruhun Kenti” adını almasına neden olmuş.

1968 yılında Prag Baharı olarak bilinen olay bir seri reformun ard arda sıralanmasına sebep oldu. 1989 yılına gelindiğinde tutucu olmayan Protestler, Prag’ın Wenceslaus Meydanı’nda Kadife Devrim’le (Devrimin bu adı alması az kan dökülmüş olmasından kaynaklanır) Komünist Hükümeti devirdi. 1993 yılında ise Çekoslovakya, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag olmak üzere ikiye ayrıldı.

Şehir 10 bölgeden oluşuyor. Şehir merkezi “Prag 1” olarak numaralandırılmış.
Çekler, kentin merkezini “Praha” olarak adlandırmakta.
Şehri yaşamak, keşfetmek size kalmış..

Praha-1′ de alın elinize haritayı, yapın planınızı ve başlayın yürümeye. Kaybolmaktan korkmayın. En güzeli sokaklarda kaybolmak. Hele eski şehir-Stare Mesto, Yahudi Mahallesi- Josefov veya Küçük Mahalle-Mala Strana’da akşam üstü kaybolun, sokakların sürprizlerine bırakın kendinizi.

Charles Köprüsü’nden Romantizme Doğru..

13. y.y. yapımı olan bu köprü; özellikle ilkbahar ve yaz aylarında turistlerin ve yöre halkının en çok gittiği yerlerden biridir. Ya sabahları daha günün ilk ışıkları ile şehir aydınlanırken ve harikulade bir manzara köprü üzerinde size kucak açarken..

Kral 4. Charles’ın baş mimari olan Peter Parler tarafından yapılan köprü, daha ziyade şövalye turnuvaları için işlevsel bir yapı oluşturma amacı ile yapılmış ve o dönemde süsleme olarak ta sadece bir hac kullanılmıştı. Fakat daha sonraları Katoliklerin baskısıyla 30 adet heykel kullanılmıştır. Günümüzde köprü üzerinde bulunan heykelleri çoğu kopyadır çünkü şehrin gecen yıllar zarfında yasadığı kotu hava şartları heykeller oldukça büyük zararlar vermiştir. Su anda 75 adet heykel bulunmaktadır, bunlardan belki de en eski en ilginç olanı 8 numaralı John Nepomuk heykelidir.

John Nepomuk Heykeli’nin Gizemi..

John Nepomuk; şüpheci Wenceslas IV döneminde rahip olarak görev yapmaktaydı. Bir gün güzeller güzeli kraliçe günah çıkarmak üzere rahibin yanına geldi. Bunu duyan Wenceslas kraliçenin ask konusunda itiraflarda bulunduğundan emin bir halde rahibi huzuruna çağırdı ve derhal kendisine söylenenleri bir bir anlatmasını istedi. Rahip tanrı huzurunda verdiği sözü bozamayacağını ve bu konuda tek bir kelime bile etmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine sinirlenen kral, rahibi Vltava nehrinden aşağı attı. İste tam rahibin nehre atıldığı yerde bir hale oluştu denir ve bugün heykel üzerinde bulunan hale de o olayı hatırlatmak içinmiş. doğrumudur bilinmez ama eğer dilek tutup hac ya da haleye dokunursanız dileğiniz gerçek oluyormuş…

Festivaller Kenti

Prag, tam bir kültür sanat merkezi. Çok sayıda konser salonu, sinema, tiyatro ve galeride her an sizi cezbedecek bir etkinlik bulabilirsiniz. Avrupa’nın buraya uzun süre sanatın başkenti olarak yaklaşmasının nedenlerini artık daha iyi anlayabiliyoruz. Sokaklarda dolaşırken size sunulan sanat etkinliği broşürlerini saymak mümkün değil. Ayrıca kent önemli sinema ve müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor.

Çoğu ihtişamlı kent gibi, Prag’ın da ortasından su geçiyor. Vltava Nehri’nin iki yakası, çok sayıda köprüyle birbirine bağlanmış. Kentin yakalarını birbirine bağlayan köprüler Prag’ın güzelliğine güzellik katıyorlar.

100 Kuleli Kent

Prag’da yarı gerçek yarı hayal gezintinize başlamadan önce bu Ortaçağ maketini andıran kenti bir kez yukarıdan görmelisiniz. Bunun için rotanızı Hradcany Tepesi’ndeki kaleye çevirebilirsiniz. Eski Prag Kalesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en büyük antik kalesi. Buradan aşağıya doğru baktığınızda Prag’a niye 100 kuleli kent dendiğini anlayabilirsiniz. Kalenin yakınlarında, yıllar önce ağırladığı simyacılarıyla ünlenmiş Golden Lane Sokağı karşınıza çıkacak. Vitraylarıyla tanınan St. Vitus Katedrali de kaleye oldukça yakın…

Artık aşağıya, kentin kalbine doğru yol alabiliriz. İlk durağınız Golz Kinsky Sarayı olmalı.

Ya da St. Nicholas Kilisesi. Kentin meydanları, çok sayıda gotik yapıyla çevrili. Bu güzelliklerin tadına varmaya çalışırken gözlerimin yorulduğunu hissettim..

Karlovy Köprüsü’nün Sırrı..

Prag’daki köprüler arasında ünlü Karlovy Köprüsü’nün özel bir yeri var. Sokak sanatçıları, cambazlar, jonklörler, kuklacılar, köprünün müdavimleri. Praglılar altı yüzyıllık taş köprünün sağlamlığını iki etkene bağlıyorlar:

– Birincisi yapımda kullanılan harca yumurta akı karıştırılması,
– İkincisi müneccimlerin tavsiyelerine uyularak temelin Satürn’ün Güneş’le kesiştiği gün atılması..

634 yaşındaki Astronomik Saat Kulesi

Ana meydanda ünlü astronom Tyco Brahe’nin mezarını içinde barındıran Tyn Kilisesi ve saat başlarını içinden çıkan havari heykelleriyle haber veren, 634 yaşındaki Astronomik Saat Kulesi yer alıyor. Tyn Kilisesi’nin 80 metre yüksekliğindeki iki kulesinde bugün ışık gösterileri düzenleniyor. Prag, aslında dört bölgeden oluşuyor: 1784’te Hradcany (bugünkü kale bölgesi, bu alanın batısı ve kuzeyi), Malá Strana (kalenin güneyi), Eski Kent (Staré Mesto, kalenin karşısında kalan, nehrin batı yakası) ve Yeni Kent (Nové Mesto, uzaktaki batı ve kuzey kesimler).

Termal Kasaba: “Karlovy Vary”

Her ne kadar Prag’dan 160 km uzakta bir termal kasabası olsa da, Karlovy Vary’ye gitmeden Prag gezisi yapmış sayılmazsınız. Bir günün gündüzünü ayırmanızı öneririm. Turlar sadece gidiş dönüş sağlıyor ve 45 Euro. Prag içinde binin metroya (veya yürüyerek) Florenc’de ki şehirlerarası otobüs terminaline gelin. Her saat başı lüks otobüsler kalkmakta. Kişi başı sadece gidiş 130CZK (5 Euro’dan az), öğrenci 100CZK. Yine saat başı dönüş imkanı mevcut.

[ Aldığım Notlar ]

* Her yılın 30 Nisan günü tüm Prag halkı, Kampa adası ve civarında, cadıları yakma töreni (Walpurgisnacht, Paleni Carodejnic) düzenliyor. Tabii günümüzde ateş yakmak yerine havai fişek gösterileri ile Prag bir renk cümbüşüne dönüyor. Kutlamalar bu kadarla da kalmıyor, yine Nisan ve Mayıs ayı boyunca “Prazske jaro-Prag’da Bahar” eğlenceleri ve Uluslararası Prag Kitap Fuarı ve Eylül ayında Mozart festivali düzenleniyor..

* Çeklerin en çok bira tüketen, hatta Alman ve Belçikalılardan bile daha fazla bira tüketen halk olduğunu bilmiyordum. Sadece Prag’da 1500 tane birahane bulunduğu söyleniyor. Ünlü Pilsen ve Budweiser biralarının üretildiği “Pilsen” ve “Budweis” adlı şehirler de Çek Cumhuriyeti’nde.

* Prag; 900 yıllık Romanesk, Gotik, Rönesans, Barok, 19.yy mimarisinin yanı sıra Art-Nouveau tarzındaki 20. yy mimarisiyle önce göz zevkinize hitap ediyor; ardından gördüğünüz bu mimari şaheserlerin tarihsel anlatılarıyla kulağınıza ve sonra “Wenceslas Meydanı”nda içeceğiniz bir Çek birası ile dudaklarınıza ve tüm bunların sonucu olarak da kalbinize..

* Özelikle Prag’dan Karlov Vary’e gidecekseniz mutlaka pilsen bira üretim merkezlerinde durup özellikle koyu renkli biralarından içmenizi tavsiye ederim. Prag bira cenneti. ½ litrelik fıçı biralar çok hoş kafelerde 30-60 Kron arası (2-4 YTL). Hani bizdeki sabah çay-poğaça kahvaltısı gibi, çekler işe giderken bira-sandviç ile kahvaltı ediyor. Sırasıyla önerdiklerim “Pilsner Urquell”-siyah, “Krusovice” birası muhteşem. İnternetten yaklaşık 200 USD’ye getirtebileceğiniz 1 şişe Absinth 15 USD. Diğer yerel içecekler ise Becherovka (bitki likörü) ve Slivovice (erik rakısı). Bu her üçünden birer şişe almanızı öneririm. Yemeğinizi ünlü Çek biralarından biriyle içmenizi özellikle tavsiye ederim. Garsonlar bira deyince, 1 litrelik bira bardaklarını önünüze koyuveriyorlar çünkü yerel halk birayı bu kocaman bardaklarda içmeyi seviyor..

* Ülkenin nüfusu yaklaşık 10,3 Milyon kişi bunun 1,2 Milyonu Prag’da yaşamakta;
Yıllık turist sayısı ise yaklaşık 17 Milyon kişi..
* Prag’da kukla yapımı konusunda çok başarılılar ve oldukça eski bir tarihi var “marionette & puppet” yani kukla tiyatrosu oldukça popüler. Mozart’ın da yaşadığı şehirde Mozart’ın eserleriyle kukla oynatıyorlar..

* Çek Cumhuriyeti’nde, özellikle Prag’da, her adım başı rastlanan kiliseler olsa da, yapılan araştırmalar, 40 yıl süreyle Komünizmle yaşayan halkın yüzde 50’sinin Ateist olduğunu gösteriyor. Geri kalanlar içinde en önemli grup ise Katolikler..

* Old Town’da bulunan Perlova caddesi, gecenin ilerleyen saatlerinde şehrin öteki yüzünü gösteriyor size. Süslü abartılı kıyafetleriyle ünlü Çek güzelleri adeta bir geçit törenindeymişcesine caddedeki yerlerini birbir almaya başlıyorlar..

* 22 no.lu tramvaya bindiğinizde şehrin manzarasının keyfine varabilirsiniz..

[ Önemli Ayrıntılar ]

> Saatlerinizi gider gitmez 1 saat geriye ayarlamayı unutmayın.

> Çek Cumhuriyetinde CZK (Çek Kron’;u) kullanılmakta. Birçok yer kron karşılığı euro veya dolar da kabul ediyor, ancak düşük kurdan bozuyorlar. En uygunu yanınıza euro alın ve orada bozdurun. Önemli not: hemen her yerde döviz büroları var, fakat cama astıkları kurdan daha düşüğe bozuyorlar, ciddi komisyon alıyorlar. Bozdurmadan önce tabelada yazana değil sorarak kaça bozacaklarını öğrenin. Sakın ha bizim yaptığımızı yapmayın. İlk gün prag’a indiğimizde döviz bürosunun hemen önünde bizimle muhapbet eden bir çek bize daha yüksek ve komisyonsuz euro bozabileceğini söyledi.Hemen tabiî ki benim aklıma Kadıköy’de Altıyola çıkarken döviz bürolarının önündeki simsarlar geldi bende neden olmasın diye düşünerek hemde riske girerek 50 Euro bozdurdum. Adamın hemen yanımızdan uzaklaşması ilk başta beni şüphelendirdi ama ben yasal bir şey yapmadığımız

için uzaklaştığını düşündüm.Daha sonra alışveriş yapmaya başladığımızda bize Macar parası verdiğini anladık.

[ Hesaplarıma göre 1 Euro=30CZK veya 1 USD=26 CZK ideal rakamlar]

> Mayıs, Haziran ve Eylül ayları hava şartlarının gezmeye elverişli olduğu aylardır. Nisan ve Ekim her ne kadar biraz soğuk olsa da gidilebilecek aylar arasında sayılabilir..

> Şehir ulaşımının tümü bilet ile sağlanmaktadır. Yolcular yolculukları öncesinde biletlerini otel, Dopravni Podnik Info merkezi, gazete bayileri, seyahat acentaları mağazalardan temin etmelidirler. Ya da tek gidişlik biletler metro istasyonlarında bulunan slot makinelerden temin edilebilir.

> Prag’da alışveriş yapmak isteyenlere bir kaç küçük bilgi: bankalar 8.00-17.00 mesai yapıyorlar. Alışveriş merkezleri akşamları 19.00’a kadar açık. Cumartesi ise büyük olasılıkla tüm dükkânlar 13.00’e kadar açık kalıyor. Pazarlıksız alışveriş yapmayın. Ayrıca Bohemya cam ve kristalleri dünyaca ünlü olduğu söylenmektedir..

> Şehre vardığınızda mutlaka Prague Post alin. Restaurant adres ve telefonlarından, müzeler, sanat galerileri ve konserler ile ilgili bilgiler ve A’dan -Z ‘ye Prag hakkında öğrenmek istediğiniz her şey bu dergide mevcut.. Şehirde ise büfelerden birinden 50-100 CZK arası (3-6 YTL)

> Ulusal Müze her ayın ilk Pazartesi günü ücretsiz gezilebiliyor ve Pazartesi günleri tüm kaleler, kuleler, ve antik döneme ait kalıntıların bulunduğu ören yerleri ziyarete kapalı..

Rüyalar şehri Prag’a gideceklere şimdiden keyifli yolculuklar dilerim..

 

Diğer Gezi Notları

 

Amsterdam Berlin Brüksel
Paris Prag Venedik
Kıyıköy Alanya Abant
Ballıkayalar Cide Kastamonu
Safranbolu Roma

 

 

Önceki Sayfa

Yorumlar kapatıldı.