Berlin

ALMANYA – BERLİN

Berlin, Almanya’nın başkenti ve yaklaşık 4 milyonluk nüfusu ile en kalabalık şehri. Nüfusu hemen her milliyetten insanlar oluşturduğundan, Almanlar, Berlin’i çok kültürlü anlamında “Multikulti” olarak tanımlıyor. Gerrçekten Berlin sokaklarında yürüdüğünüzde Alman’dan çok yabancıya rastlıyorsunuz. Burada çok sayıda Türk de yaşamakta. Hatta bir keresinde Köln’de, Ren Nehri kenarına kurulan 2. el pazarında bir tezgahta plaklara baktığımız sırada, Alman tezgahtar nereden geldiğimizi öğrendiğinde gevrek gevrek gülerek, Türkiye’nin en büyük 3 şehrini sormuştu. Ben ve arkadaşım olması gerektiği gibi “İstanbul, Ankara, İzmir” diye yanıtlayınca, Alman hınzırca “ hayır, hayır İstanbul, Ankara, Berlin!” demişti. Buradaki abartı bir kenara bırakılırsa, Türkiye’den sonra en çok Türk’ün yaşadığı şehir Berlin. Hatta öyle ki şehrin önemli bir semti olan Kreuzberg “küçük İstanbul” olarak anılıyor. Kreuzberg’de dolanırken şaşılası manzaralarla karşılaşmak olası… Sözgelimi birden artık Türkiye’de bile eşine az rastlanılan bir zücaciye dükkanı karşınıza çıkabilir, gördüğünüz tüm dükkan tabelalarının Türkçe olması, sokaktan gelip geçenlerin konuşmalarına kulak kabarttığınızda kulağınıza çalınanın hep Türkçe çıkması, size bir süre nerede olduğunuzu unutturabilir. Dahası yanınızdan geçen 17-18 yaşlarında ince çizgi biçiminde favorisi çenesini dolanarak diğer favorisine ulaşan, esmer, saçında çaprazlama sarı röfle bir çizgi bulunan gencin arkadaşına dönerek Almanca Anadolu ağzı karşımı dili ile “ akşam kinoya gidek mi” demesi iyice dumura uğratabilir. 25 yıldır Almanya’da yaşayıp Almanca bilmeyenlerin varlığı orasını gördükten sonra tuhaf gelmiyor artık.
Almanca konuşmadan her bir gereksinimini giderebilir. Türk nüfusunun yoğunluğu bir yana, Kreuzberg Berlin’in mutlaka görülmesi gereken yerlerinden. Canlı yaşamı, sanatçıların, muhaliflerin, öğrencilerin ilgisi orasını alternatif bir semt haline getirmiş.

Berlin, Prusya Krallığı’nın, Alman İmparatorluğu’nun, Weimar Cumhuriyeti’nin başkenti olduktan sonra II. Dünya Paylaşım Savaşı’nın ardından tıpkı Almanya gibi ikiye bölünür. Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin (Doğu Almanya, DDR) sınırları içinde kalmasına karşın, Berlin’in yarısının yönetimi Federal Almanya, Fransız, İngiliz, Amerika denetimine verilir. 1961 yılında DDR hükümeti Berlin’in çevresine duvar örmeye başlar, ünlü Berlin Duvarı 1989’a kadar iki Berlin’i birbirinden ayırır. İki Almanya birleştikten sonra Berlin’in çehresi dönüşüme uğrar, çevrede bulunan fabrikalar buradan taşınır, temel ekonomik etkinlik hizmet sektörü olur. Bugün Berlin Avrupa’nın önemli kültür, teknoloji, medya, sanat merkezlerinden biri konumundadır.
Bir şehrin kimliğinin önemli bir yanını mimari dokusu oluşturur. Köklü bir şehri olmasına karşın II. Dünya Paylaşım Savaşı sırasında yerle bir olan, adeta taş üstünde taş kalmayan Berlin’in tarihi yapıları savaş sonrasında asıllarına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Şehrin geçmişte DDR yönetiminde kalan bölgesinde bu tarihi yapıların çok sayıda örneklerinin yanında, işlevsel mimarinin önemli örnekleri de bulunur. “Elveda Lenin” filminde görülen o kocaman bulvarların yanı sıra uzuna devasa, gösterişten uzak, kullanıma göre tasarlanan yapılar Karl Marx Allee’de görülebilir. Berlin’de şöyle herhangi bir cadde boyunca uzanan binaları seyrettiğinizde, her bir yapının birbirinden farklı olmasına karşın uyum içinde bir arada durduklarını şaşkınlıkla görürsünüz. Mimari açıdan bir diğer ilgi çekici yan, özellikle belirli bir kurumun binası olarak kullanılan yapıların duvarlarında sıklıkla gördüğünüz Yunan tanrı ve tanrıçalarının heykelleridir. Her toplum kendi geçmişini mitoslar üzerinden var eder. Almanlar kendi ulusunun manevi köklerini Antik Yunan’a dayandırarak, oradaki kültürel öğelerin sürekliliğini kendi kültürleri üzerinden sağlamaya özen göstermişler.
Berlin’de Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler:

Berlin’de 153’ten fazla müze bulunmakta. Son üç yüzyılda, felsefeden, edebiyata, bilimden sanata hemen her alana damgasını vuran Alman anlayışının göstergesi bu müzeler. Almanlar, birikimlerini derleyip sonraki kuşaklara aktarmak konusunda son derece başarılılar. Bu kadar çok müze olması bunun açık bir kanıtı… Önemli müzeleri, gezmeyi kolaylaştırması için adlarını Almanca yazarak tanıtayım. Bu arada Berlin’deki tüm müzeler Perşembe günleri saat 18:00’den sonra 24:00’e kadar ücretsiz gezilebilir.

Orta Berlin’de bulunan Museumsinsel (Müze Adası) önemli 5 müzeye sahipliği yapar. Alte Nationalgalerie, Altes Museum, Ägyptisches Museum (Mısır Müzesi), Bode Museum, Pergamonmuseum (Bergama Müzesi).

Alte Nationalgalerie (Eski Ulusal Galeri): Burası içinde klasik, romantik, izlenimci ve modern dönemden resim örneklerinin bulunduğu sanat müzesidir. Bir Yunan tapınağı biçiminde inşa edilmiş binası da hayli görkemlidir.

Altes Museum, 1825 yılında Prusya Kraliyet Ailesinin değerli parçalarını sergilemek için inşa edilmiş bir müzedir. Burayı görülmeye değer kılan, 2005 yılında Mısır Müzesi’nin buraya taşınmış olmasıdır. Mısır Müzesi, Mısır uygarlığından önemli eserlerinin sergilendiği konusunda dünyanın önde gelen müzelerinden biridir. Berlin’de tanıştığım Mısıroloji eğitimi alan bir Fransız, müzeyi nasıl bulduğunu sorduğumda burayı öve öve bitirememişti. Müzede Mısır Uygarlığından çok sayıda ilgi çekici eser sergileniyor

Önceki adı İmparator Friedrich Müzesi olan Bode Museum, müzenin gelişiminde büyük katkısı olan müze sorumlusu Wilhelm von Bode onuruna şimdiki adını almıştır. Müzede esas olarak heykeller, Bizans dönemi eserleri, metal paralar ve madalyalar sergilenmektedir. Heykeller çoğunlukla ortaçağ, İtalyan Gotik ve Rönesans dönemlerine aittir.

Pergamonmuseum (Bergama Müzesi) Mezopotamya ve Anadolu kökenli eserlerin sergilendiği müzedir. Müzenin en etkileyici yanı koskocaman Bergama Sunağının sergileniyor olmasıdır. Osmanlının Almanlara armağan etmesiyle sunak 1910’da parçalanarak Berlin’e getirilip yeniden inşa edilmiş. Arkeoloji bilimin gelişmesinde ve önemli arkeolojik keşiflerde büyük katkısı bulunan Almanlar tüm dünyadan topladıklarını Berlin’e taşımış. Bergama Sunağının yanı sıra bizim topraklarımızdan Milet Pazar Kapısı, o zamanki Osmanlı toprağı Mezopotamya’dan dev İştar kapısı Müzeye taşınmış. Bu durum bende karmaşık duygular uyandırmış, hala da konu hakkında netleşememişimdir. Türkiye öylesine olağan üstü bir bölgedeki binlerce yıl, yüzlerce kültür buralardan gelip geçmiş. Kanıksadığımız ifadeyle nereye kazsak “ tarih fışkırıyor”. Buna karşın tarih bilincimiz yok denecek kadar az, varolan ise ırkçılık ve şovenizm etkisinde. Anadolu’nun herhangi bir köyünde bulunan kalıntının bizim için taş yığınından öte anlamı yok… en çok yeni yapılacak evler için malzeme. Binlerce eser bakımsızlıktan dağılma noktasında, gün ışığına çıkmışlar ise define kazılarının saldırıları altında. Durum böyle olunca insanın aklına şu soru geliyor: Bergama Sunağı Türkiye’de kalsaydı ne olurdu? Kaderine terk edilir zamanla ya yağmalanır ya da ilgisizlikten çökerdi. Öte yandan bir tarihi eserin yerinden yurdundan kopartılması doğru mudur?

Berlin’de görülmesi gereken bir başka önemli müze Deutsches Historisches Museum ( Alman Tarihi Müzesi). Bu müze Berlin’in kuruluşunun 750. yılı anısına 1987 yılında açılmış. 10 yy.dan başlayarak günümüze kadar Alman tarihi damgasını vurmuş kişiler, olaylar hakkında ayrıntılı bilgiler veriliyor. Müzenin bir başka önemli yanı Nazilerin yarattığı yıkımının korkunç boyutlarını sergiliyor olması.

Museum für Naturkunde, 10 binden fazla tür, 25 milyon hayvan, bitki, mineral örneğinin bulunduğu bir koleksiyonu barındıran Berlin’in doğa tarihi müzesidir. Dünyanın en büyük dinozoru olan Archaeopteryx iskeleti burada sergilenmektedir.
Gemäldegalerie 13. yy 18. yy arası resim sanatından yüzlerce örneğin bulunduğu müzedir. Dürer, Raphael, Rubens, Rembrant, Bruegel gibi önemli sanatçılardan eserler bulunur.

Jewish Museum iki Almanya birleştikten sonra kurulan Berlin Yahudi müzesidir. Mimari bakımdan son derece etkileyicidir. Binanın tasarımı, sergilerdeki çarpıcılık, Yahudi soykırımın ağırlığını tüm dehşetiyle yaşatır. Ses ve müzikle desteklenmiş karanlık koridorlardan geçerken, bir mimari eserin insan üzerinde ne derece etkili olabileceği görülür.

Berlin’de görülmesi gereken diğer yerler ise şöyle:

– Almanya’nın simgesi olmuş Brandenburg kapısı.
– Alman parlamento binası Reichstag.
– Siegessäule (Zafer Anıtı)
– Unter den Linden caddesi.
– Potsdamer Platz.
– Berlin Teknoloji Müzesi.
– Sinema Müzesi.
– Charlottenburg Sarayı.
– Berlin Botanik Bahçesi.
– Berlin Duvarı kalıntıları.
– Berlin katedrali.
– Berlin Olimpiyat Stadı.
– Zoologischer Garten.
– Dünyanın en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan Berlin Hayvanat Bahçesi.
– Alexander Platz, Berlin’in kalbi sayılabilir. Buranın dört yanı görülesi eserler doludur. İstasyondan çıkıp kuleyi karşınıza alıp yürüdüğünüzde hem müzeler adasına ulaşırsınız hem de yol üzerindeki parktan geçerken Marx ve Engels’in heykellerini ve ünlü Posedion çeşmesini görebilirsiniz.
– Şehre Kuş bakışı bakmak için Avrupa’nın en hızlı asansörünün olduğu Daimler Benz binası.

 

Bunları Yapın:

Berlin ulaşım haritasını yanınızdan ayırmayın. Şehri hakkıyla gezebilmek için bir gezi rehberi edinin, benim önerim Lonely Planet’inki.

Alman mutfağı çok zengin sayılmaz ama Berlin’de dünya mutfaklarından değişik yemekleri tatma şansı var. Rosenthaler Platz’da Tayland, Hindistan, Çin, Meksika, İtalyan mutfağından hesaplı restoranları bir arada bulabilirsiniz. Ayrıca bu bölgenin canlı gece yaşantısı var. İster kafelerde isterde barlarda oturabilirsiniz.

– Şehrin çeşitli bölgelerindeki Sovyet anıtlarını görün.
– Berlin Filarmoni Orkestrasının konserine gidin.
– İkinci el pazarları dolaşın, çok ilginç eşyalar bulabilirsiniz.
– Unter den Linden’da ıhlamur ağaçlarının altında pastanede oturarak en az 100 çeşit pastadan birini tadın.
– Zamanında yeniden yapılmak üzere boşaltılan ama her nasıl olmuşsa birilerinin yerleşmesiyle “işgal evlerine” dönüşmüş yapıları gezin. Korkulacak hiçbir şey yok buralar şimdilerde renkli tarzlarıyla, yeşillerin, sanatçıların, muhaliflerin bulunduğu kültür merkezleri. Önemlilerinden biri Oranienburger Str.de bulunan Tacheles

 

Diğer Gezi Notları

 

Amsterdam Berlin Brüksel
Paris Prag Venedik
Kıyıköy Alanya Abant
Ballıkayalar Cide Kastamonu
Safranbolu Roma

 

 

Önceki Sayfa

Yorumlar kapatıldı.