Al Ula – Madain Salih

Tarihi eser olarak sadece Suudilerin bir çoğunu yıktığı, diğerlerini şimdilik yıkamadığı ancak yok olmaya terk ettiği Osmanlı eserleri var zannederdim. Meğer Suudi Arabistan’ın kuzeyinde Medine – Tabuk arasında Meadin-i Salih yani Salih’in şehirleri olarak denilen bir yerde MÖ 1. yüzyıla ait tarihi kalıntılar varmış. Buraya Madain Salih, Mada’in Saleh, Madein Salih de deniliyor. Biz bunların ortalaması olan ve Google Maps da yazılan “Madain Salih” diyelim. Burası, merkezi Ürdün’ün Petra kentinde bulunan Nebati bölgesi içerisinde eski Nebt (Nabataean) uygarlığının devamı. Aram dilini konuşan Nebatiler MÖ 2000 yılarında, geçmişte yemyeşil ancak bugün çöl olan bu bölgede bir zamanlar medeniyet tesis etmişler. Nebt tüccarlarının, çiftçilerinin, mühendislerinin ve zanaatkârlarının merkezi konumundaydı. Bu bölgede, kaya yontmaları, milattan önce birinci yüzyıla ait iyi korunmuş tek başına ya da grup halinde görkemli 131 adet mezar, o döneme ait kumaşlar, merhemler, resimler, yerleşim birimleri, pazar yerleri kanat denilen su kuyuları ve su kanallarına ait izler bulunmuş. Buraya El Hicr (kayalı arazi anlamında) bölgesi deniliyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) “el- Hicr” bölgesini Dünya Mirası Listesi içine almış. Salih adı neyin nesi derseniz Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve Semud (Thamud) kavmine gönderilen Salih peygamber. Salih Peygamber’in kavmi Semud halkı, çöllerle kaplı olan Arabistan yarımadası gibi bir coğrafyada, Allah’ın verdiği yeşillikler içinde cennet gibi bir beldede yaşıyorlardı.

Madain Salih’in önemli bir başka özelliği de Hicaz Demiryolu üzerinde bulunmasıdır. Hicaz Demiryolu, II. Abdülhamit zamanında 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa edilen, Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’dan başlayan demiryolları şebekesinin bir bölümünü teşkil eder. Amacı İstanbul’u Mekke’ye bağlamaktı. Ancak Medine’ye kadar yapılabilmiştir. Demiryolunun Suriye içerisinde kalan bölümü halen kullanılmaktadır. Suudi Arabistan içerisindeki bölümünde ise Medine ve Madain Saleh istasyonları restore edilmiştir.Demiryolunun Suriye içerisinde kalan bölümü halen kullanılmaktadır. Suudi Arabistan içerisindeki Medine istasyonu 2005 de restore edilmiştir. Yanında Osmanlı Ambariye camisi de bulunmaktadır. Hicaz Demiryolu, II. Abdülhamit zamanında 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa edilen, Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’dan başlayan demiryolları şebekesinin bir bölümünü teşkil eder. Amacı İstanbul’u Mekke’ye bağlamaktı. Ancak Medine’ye kadar yapılabilmiştir. Demiryolunun Suriye içerisinde kalan bölümü halen kullanılmaktadır. Suudi Arabistan içerisindeki Medine istasyonu 2005 de restore edilmiştir. Yanında Osmanlı Ambariye camisi de bulunmaktadır.

 

Sultan II. Abdülhamit Hicaz Demiryolu iradesini 2 Mayıs 1900 tarihinde yayınladı. İnşaat 1 Eylül 1900 tarihinde başladı. Demiryoluna 1.05 metre açıklıkta dar hatlı raylar döşendi. Böylece yapım maliyetinin diğer hatlara göre daha ucuza gelmesi ve yapımının daha kolay olacağı tasarlandı. Demiryolu yapımına ilk olarak Şam-Der’a arasında başlandı. 1903′te Amman’a, 1904′te Maan’a ulaşıldı. Maan’dan Akabe körfezine bir şube hattı yapılarak Kızıldeniz’e çıkılmak istendi ise de İngilizlerin karşı çıkması sonucu gerçekleştirilemedi. Yolcu taşımacılığına 1 Eylül 1905 yılında başlandı. Aynı sene Mudevvera’ya ve 1 Eylül 1906 tarihinde de Madain Salih’e ulaşıldı. Al-Ula’ya 1907′de, Medine’ye 31 Ağustos 1908′de erişildi. O tarihe kadar toplam 1464 km’yi bulan Hicaz Demiryolu Sultan Abdülhamit’in tahta çıkışının 33. yıldönümü olan 1 Eylül 1908 tarihinde yapılan resmi törenle bütünüyle işletmeye açıldı. Hicaz Demiryolu I. Dünya Savaşı’na kadar yoğun bir şekilde kullanıldı. Şam’dan Amman’a her gün, Medine’ye ise haftada üç gün seferler yapılıyordu. Trenler 7.30′da Şam’dan hareket ediyor ve 4. gün öğleden sonra saat 3′te Medine’ye ulaşıyordu. Ayrıca haftada bir Şam’dan ve Hayfa’dan yemekli ve yataklı ekspres seferi düzenleniyordu. Bu özel trenin Medine’ye varış süresi yalnızca 48 saatti. Bu seferlerin dışında Medine’ye yük ve su taşıyan programlı ve programsız tren seferleri bulunmaktaydı. Hattın Hayfa şubesinden ise Şam’a her gün yaklaşık 12 saat süren düzenli tren seferleri yapılmaktaydı. Gerektiğinde ek seferler düzenleniyordu.
Demiryolu boyunca yedi büyük bakım atölyesi bulunmaktaydı. Mesela Şam’ın Kadem istasyonu 43 200 metrekare alan üzerine kuruldu. Bugün hala faaliyette olan bu dev atölye bölgede ilk defa elektrik enerjisi kullanan mekan olma özelliğini de taşımaktadır. 1911 yılında demiryolu Kadem’dem Şam’ın merkezine doğru 3 kilometre daha uzatılarak Şam’ın tam orta yerindeki modern yeni istasyon binasına kavuştu. Bu istasyon binası bugün hala faaliyette ve Suriye’deki “Hicaz Demiryolları Genel Müdürlüğü”nün merkez binasıdır.
Hicaz Demiryolu’nun inşaatı sırasında birçok köprü, istasyon, tünel menfez, gölet, çeşme, fabrika, hastahane, dökümhane, okul, mescit, karantina, tamir atölyesi vs. yapıldı. Bazı istasyonlarda postaneler ve telgraf merkezleri kuruldu, özellikle Hicaz Telgraf hattı resmi ve sivil haberleşmede çok büyük kolaylıklar sağladı. Demiryolu dışında yapılan inşaat faaliyetlerinden bazıları şunlardır: Şam’da lokomotif vagon tamir ve bakım atölyesi, Medine tren ve lokomotif bakım atölyesi, 2.666 adet kagir köprü ve menfez, 7 adet demir köprü, 9 adet tünel, 96 adet istasyon, 7 adet gölet, Hayfa, Der’a ve Maan’da fabrika, Hayfa’da iskele, ambarlar, dökümhane, boruhane, Maan’da otel ve hastahane, Tebuk’de hastahane, 37 adet su deposu. II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine kadar “Hamidiye Hicaz Demiryolu” olarak anılan ve 18 Ocak 1909′dan itibaren de sadece ” Hicaz Demiryolu” olarak bilinen hat yapılan şube hatları ile beraber 1918′de 1.900 km’yi aşmıştır. 1910′da trenlerle taşınan sivil yolcu sayısı 169.448, 1913′te 232.563 olarak gerçekleşti. 1908′den 1913′e kadar toplam 968.000 sivil yolcu taşndı. Senede ortalama 16.000 hacı Hicaz Demiryolu’nu kullanmaktaydı. Yapılan hesaplara göre İstanbul’dan Mekke’ye demiryolu ile ulaşım 120 saatte gerçekleşebilecekti. Şam-Medine arası hac yolculuğu yaklaşık 72 saatte gerçekleşiyordu. Demiryolu sebze, meyve, tuz, pirinç, meşrubat, tütün, un, kömür gibi ticari eşya ile hayvan nakliyatı için de önemli bir ulaşım vasıtasıydı. 1910′da yaklaşık 66 bin ton, 1913′te 112 bin ton ticari eşya nakledildi. Aynı yıllarda taşınan hayvan sayısı ise 1910′da 2788 ve 1913′de 6477 olarak gerçekleşti. 1910 yılında 367.890 lira gelir, 71.167 lira kar, 1913 yılında ise 329.647 lira gelir, 78.619 lira kar elde edildi.

 

Kur’an’da Semud adı 26 yerde geçer. Semud kavmi ile ilgili Araf suresinde Salih peygamberden bahsederken dağlara evler oydukları belirtilir:


“Hatırlayın ki, Allah sizi Ad’dan sonra halefler yaptı ve yeryüzünde sizi yerleştirdi. O’nun düzlüklerinde saraylar kuruyorsunuz, dağlarını yontup ev yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da fesat çıkararak yeryüzünü berbat etmeyin.” (Araf 47) “Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.” (Hicr 82).

 

Ad ve Semud kavimleri ile ilgili başka ayetler:

 

“Ad’ı, Semud’u da helak ettik. Bu, onların yurtlarından/meskenlerinden açıkça belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı. Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.” (Ankebut 38)

“Andolsun Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı. Ayetlerimiz onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı. Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı. Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı. Kazanıp durdukları şeylerin kendilerine hiçbir yararı olmadı.” (Hicr 80-84)

Putlara tapan, zulüm ve zorbalık yapan Semud Kavmi kendilerine doğru yolu gösteren Salih peygamberi de kaale almamış hatta efsaneye göre kayalardan bir dişi deve çıkarması istenmiş, kayalar arkasında gelen dişi deveyi kesmişler ve bu yüzden cezalandırılmışlardır. Bazı tefsirlere göre dişi devenin kesilmesi bereketin yolsuzluklara kurban (ziyan) edilmesini sembolize etmektedir.

“Semud kavmi, azgınlığı yüzünden yalanladı. En haydutları ortaya fırladığı zaman, Allah’ın elçisi onlara şöyle demişti: “Allah’ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun”. Fakat elçiye inanmadılar da deveyi devirip boğazladılar. Bunun üzerine, Rableri onların günahlarını kendi başlarına geçirdi de o yurdu dümdüz etti.” (Şems 11-14)

 

Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette geçmiş kavimlerin kalıntılarını görmemiz, onların helak ve izlerinden ibret almamız istenmektedir. Örnek Lut kavmi ile ilgili bazı ayetler:

 

“kentin izleri/işaretleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.” (Hicr 76)

“Onlardan da intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.” (Hicr 79)


Kur’an’a inanların aslında Semud kavminden arta kalanlar üzerinde ibret almaları için oraları gezmeleri gerek ama Araplara göre Kur’an ayetleri esas alınarak yöre lanetlenmiş olarak kabul edilmekte bu yüzden burayı pek ziyaret etmemektedirler. Başka bir ülkede olsa burası turist kaynar. Vahhabiler mezar düşmanı ama hangi dağda kurt ölmüşse Suudi Arabistan yönetimi, Fransızlarla ortak olarak birçok arkeologu, epigrafçıyı (kitabe okuyanlar), para bilimciyi (numismatists), topografçıyı, seramisti, botanikçiyi, antropologu ve jeofizikçiyi bölgeye davet etmiş. 2008-2012 yılları arasını kapsayan yeni çalışma ve kazı programı yapılmış. Birçok kitabenin de bulunduğu bölgede, yapılacak araştırmaların, milat öncesi tarih hakkındaki düşünceleri değiştireceği ifade ediliyor.

Bölgede önemli yerler:
Kasr al-Saneh. Etkileyici bir cephesi, çift beş basamaklı motifi, kapı üzerindeki kitabesi var. İçerde oyulmuş kabir yerleri görülüyor.
Al Khuraymat. Al Ula’nın 4 km kuzey doğusunda. En iyi korunmuş 20 mezar burada. İnsan başlı, aslan gövdeli, kanatlı şekiller, çanak içinde gül benzeri şekiller cenaze ritüelleri olarak kullanılmış.
Cebel İthlib. Kuzey doğuda, etrafı açık bir tepe. Madain Salih buradan çok güzel görünüyor. Petra’da olduğu gibi Siq denilen dar bir boğazdan girilen içerde Divan denilen açık büyük bir mekan var. Kuzeye bakan, içerisine güneş girmediği için rüzgar da alan serin bir yer.
Kasr Al Bint. Dışında üçgen içinde iki yılan kabartması mezarı bekliyor. Bu da Nebt sanatının Greklerden etkilendiği izlenimini veriyor. Mezarın yapımı yarım kalmış.
Kasr Al Farid. İzole oyulmuş tek bir mezar Haian Ibn Koza için yapılmış, bu da tamamlanmamış.
Kasr al-Sani.
Fil kayası (Sakharat al-Fil – Elephant Rock): Al-Ula’nın 11 km kuzeyinde, rüzgarın oyduğu yekpare, yumuşak kırmızı kumtaşından oluşmuş.
Mahalab Al Naqa (dişi deve sarnıcı): Al-Khurayba’nın kuzey batısında kaya içerisine oyulmuş bir sarnıç. Kur’an ayetinde (Şems 11-14) anlatılan dişi deve ile bir bağlantısı olduğuna inanılıyor.

Cebel Al-Akma kitabeleri: Al-Khurayba’nın 2.5 km kuzey batısında, isimler yanında onların dinsel, sosyal ve kültürel karakterlerini de yansıtıyor
Kerpiç evler
İslam Kalesi: Hacıları korumak amacıyla yapılmış. Avlusunda derin bir kuyu var.
Nebatilerden kalma kuyu
Al-Ula Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Mezarların oyulması demir murçlarla yapılmış. Bir mezarda birden fazla aile ferdinin yatabileceği ayrı ayrı oyuklar bulunmakta.
Burayı gezmek istiyorsanız Riyad’daki National Museum yani ulusal müzeye ziyaret tarihinden en az bir hafta önce başvurup izin alacak ve adam başı 100 Riyal yatıracaksınız. Karayolu ile Medine’den 380 km uzaklıkta. Gizem Mocan Cidde’den uzaklığın 800 km olduğunu belirtiyor. Arabistan’da fotoğraf çekmek yasak ama Madain Salih’te serbest. Bunun yanında video, film çekimine, yemeye, içmeye ve gece kalmaya izin verilmiyor ama yakınında kamp yapılabildiği söyleniyor. En yakın yerleşim yeri 22 km uzaklıktaki Al Ula (Al Oula). Al Ula’da 4 yıldızlı oteller var.

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Mada%27in_Saleh

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki Sayfa







Yorumlar kapatıldı.